SAVAŞ VE BARIŞ (LEV TOLSTOY)


Olayların geçtiği başlıca yerler Petersburg ve Moskova’dır. Petersburg dönemin Rusya’sının modern yüzünü temsil eder. Moskova ise klasik Rusya’yı temsil eder. Buradaki aristokrat aileler genellikle birçok köye ya da geniş topraklara sahip feodal beylerdir.bunlara “boyar” denilmektedir.
Roman, Petersburg ve Moskova’daki üst tabaka insanların yaşamlarını anlatmaktadır. Bu arada 1804′te başlayan Rusya-Fransa savaşları, ardından yapılan Tilsit Görüşmesi ( 9 Temmuz 1807), 1812 Rusya-Fransa savaşi, Napolyon’un Moskova’yı işgali de roman içinde konu edilmektedir.
Dönemin imparatoru Çar I. Aleksander, modernleşme hareketlerini planlamaya çalışmıştır.

Savaş ve Barış Üzerine
Tolstoy,birçok hayat hikayesi ve olay üzerinden bizi dönemin aile hayatına, barış ortamına, toplumsal ilişkilerine olduğu kadar askerlik dünyasına, kışlalara ve savaşa götürür. Savaş ve Barış, sadece napolyon ordusu ile Rusya’nın giriştiği ölüm kalım savaşını yansıtmaz. 19. yüzyılın başlarındaki barış döneminin ardından gelen belli başlı savaşların yanı sıra insan hayatını büyük oranda etkileyen savaş ve barış kavramları insan hayatının iki uç noktası gibi kendisini gösterir. Yazar olayları 1805′te başlatır. Kitabın İlk başlığı 1805 Yılı’dır. Bubaşlığın altına da Petersburg’ta-Moskova’da-Köyde- Savaş alt başlığını koymuştur. Bu da bize olayların geçtiği yerleri işaret eder. Savaş ve barış kavramları birbirlerini tamamlamakta ve tanımlamaktadırlar. Bu ilişkide savaş, tanrısal bir olguyu, gerçek durumu ve şartları belirlerken barış ise doğal bir durum olmayıp insanların arzularını, temannilerini ve savaşlar arası geçici bir durumu temsil eder.
Bu roman Tolstoy’un tarih tezini ortaya koymaktadır. Tolstoy’un tarih-toplum hakkındaki tartışmaları, Napolyon hakkındaki görüşleri, olay örgüsündeki analizi de sergiler. Ayrıca Tolstoy 1812 savaş tablosunu çizerken Borodino Muharebeleri’ni incekemiş ve romanın baş kahramanını bu olaydan seçmiştir (Andrey). Savaşlar sırasında bireylerin rollerinden çok savaşın seyrinde çeşitli türden binlerce nedenin etkili olabileceğini gösterir. Savaş ve Barış, sadece Rus halkının Fransız ihtilalcilere karşı verdiği kahramanlık mücadelesinin romanı değildir. Tolstoy kandi ulusunu, yaşadığı toplumu körü körüne anlatmamış olayları tüm gerçekliğiyle ortaya koymuştur.
Tolstoy’un Savaş ve Barış’ı Rus geleneklerini anlatan Avrupai anlamada bir roman değildir. Fikirlerin test edildiği bir laboratuvar, sembolik düşünmeyi gerektiren şiirsel bir yapıttır. Romandaki gerçek özne Rusya’dır. Asıl Rusya neresidir? Petersburg mu, Moskova mı? Tamamen iki farklı dünyanın karşılaşması bulunur: Üst sınıfın Avrupai kültürü ve ve köylü sınıfının Rus kültürü. 1812 Savaşı, bu iki sınıfın ulusal bir oluşum içinde birlikte hareket ettikleri ilk andır. Serflerin vatansever ruhu ile kıpırdanan Nataşa’nın kuşağının aristokratları, kendi topluluklarının yabancı geleneklerinden kopup “Rus” prensiplerine dayalı bir yurttaşlık duygusu arayışına girerler. Fransızca konuşmaya bırakıp kendi dillerini kullanmaya başlarlar, adetlerini ve kıyafetlerini, yeme alışkanlıklarını ve iç dekorasyon zevklerini Ruslaştırırlar. Sıradan insana ulaşmak ve onu eğitmek amacıyla taşraya giderler ve Petersburg’un kültürünü reddedip mülklerini köylülerle birlikte sade ve daha Rus bir hayat sürme anlayışını gündeme getirirler.
Romandaki savaş kavramı hayatın en uç olağandışı durum olduğunu, kırsal köylüye bakışını, feodal çarlık dönemini, gelişen kapitalist ilişkiyi, insanın kendi değerlerini terk edip yabancılaşmaya başladıkları hayat ilişkilerini yalan ve gerçeğin çarpıştığı kavram olarak gösterilir. Kırsalın köyü (Moskova hayatı), dingin yapısı devamını korurken Petersburg hayatı kendi katı çerçevesi içinde yetişen yeni aristokratların mekanı olarak devam etmektedir. Barış ise, doğal hayatın huzurlu yanını temsil eder (Nataşa).

Romandaki Olay Örgüsü:
-Piyer’in babasının ölmesi,
-Savaşın başlaması,
-Piyer’in Helen’le evlenmesi,
-Andrey’in esir düşmesi,
-Piyer’in Dolokofla Düellosu,
-Andrey’in dönüşü ve Liza’nın ölümü,
-Piyer’in tekrar Helen’le birleşmesi,
-Andrey’in Nataşa’ya aşık olması,
-Nataşa’nın Anatol Kuragin’e aşık olması,
-Tekrar savaşın başlaması,
-Moskova’nın İşgali,
-Piyer’in esir düşmesi,
-Andrey’in ölümü,
-Nataşa ve Piyer’in evlenmesi,
-Nikola ve Marya’nın evlenmesi.

Romandaki Başlıca Kişiler ve Özellikleri:

Piyer: Roamanın başlangıcında çekingen, tutuk, ne yapacağına karar veremeyen ancak Napolyon’un Fransa’da yaptığı reformlara ilgi duyan ve destekleyen, Petersburg’ ta katıldığı eğlence toplantılarında bu görüşlerini açıkça dile getirmesinden dolayı Çar yönetimine sadık olan aristokratlar tarafından tepki gören genç, iri yapılı, yakışıklı biridir. Babası Prens Bezukov’dur. Bezukov, Katerina döneminin önemli generali ve Rusya’nın sayılı zenginlerindendir. Piyer, Bezukov’un gayrimeşru oğludur. Bezukov oğlunu Fransa eğitiminden sonra Petersburg’a gönderip ne yapacağına dair karar vermesini istemektedir. Bu nedenle romanın ilk bölümlerinde Piyer’de kararsızlık vardır.babasının ölümünden sonra Prens Vasily’nin kızı Helen’le evlendirirlir. Babasının büyük mirası ona kalmıştır. Olay örgüsünde Napolyon’un Moskova’ya girişine kadar eğlence, gece hayatına düşkün biri olarak yer alır, Helen’le evlendikten sonra hayattan tat almayan bir kişiliğe bürünmüştür. Gayesizdir. Moskova’nın işgaliyle birlikte Piyer’de gözle görülür bir değişme görülür. Artık amacı Napolyon belasından Moskova’yı kurtarmaktır. Bu nedenle Napolyon’a suikast girişiminde bulunacaktır. Napolyon’u öldürmeye gideceği gün yanmış Moskova sokaklarında yürürken yangının ortasından bir çocuğu kurtarır. Bu olaydan sonra Fransızlar’a esir düşer. Esareti sırasında tanıştığı bir Kazak köylü ona Rusya’nın halk hikayelerinden anlatır. Bu, Piyer’in geleneksel Rusya’ya dönüşünün başlangıcıdır. Esareti sırasında eşi helen ölür. Dönüşünde Nataşa’yla karşılaşır. Piyer’deki değişiklik çevresindekiler tarafından da farkedilir. Tolstoy’un Piyer’de göstermek istediği modern Rusya yanlısı aristokrat zümrenin kendi geleneksel yapısına dönüşüdür.

Andrey: Orta boylu, cesur ve akıllı bir askerdir.Prens Balkonski’nin oğludur. Kont Balkonski General Potemkin’in önemli askerlerindendir. Andrey babasından disiplinli bir eğitim almıştır. Babası eğitim konusunda bilisel yaklaşıma önem vermektedir. Romanın başlangıcında Andrey, Petersburg’ta ünlü bir subaydır. Prenses Liza ile evlidir. Prenses Liza Petersburg’ta güzelliğiyle ünlü bir kadındır. Andrey yaşadığı hayattan memnun değildir. Herkes ona imrendiği halde o, evlilğin onu kısıtladığını düşünmektedir. Napolyon devrimleriyle ilgilenmekte ve Napolyon’u takdir etmektedir. Her ne kadar asker de olsa ne için savaştığı konusunda fikri yoktur. 1804′te Fransız-Rus savaşlarında Lisi-Gori mevkiinde savaşa katılır. Başkomutan Kutuzov’dur ve yaverliğini yapar. Çarpışmalarda yaralanır ve savaş meydanında Napolyon ile karşılaşır. Napolyon onu ölü zanneder ve görüntüsünü “ne güzel bir ölüm” diye tanımlar. Esir düşer. Eşi Liza’nın doğumu sırasında geri döner. Liza doğumda öldükten sonra babasının işlerini yürütmeye başlar. Bu sırada Rostov’un kızı Nataşa ie tanışır ve aşık olur. Nataşa’nın güzelliği değil içtenliği, sadeliği, zarafeti onu etkiler. Onunla nişanlanır ancak babası bir yıl evlenmeme şartı koyar. Bu sırada Nataşa Anatol Kuragin’e aşık olur. Onunla kaçmaya çalışırken yakalanır. Andrey’den ayrılır. Andrey savaşa katılır(1812 Napolyon’un Moskova seferi). Savaşta yaralanır, Nataşa ile karşılaşır, onu affeder ve ölür. Andrey’in kişiliğini üçe ayırabiliriz: Birincisinde kendini kapana kısılmış, amaçsız, hayattan zevk almayan bir kişi olarak sergileniyor. Ikinci dönemde hayatı farklı yorumlayan aşık, sakin, tedbirli bir kişilik gösterir. Üçüncüsünde ise artık yaraların verdiği aızdırapla hem yaşama isteğiyle dolu hem de sonunu kabullenmiş, artık Tanrı’ya inanan bir Andrey vardır. 1804 çarpışmaları sırasında savaşın kritik bir anında sancağı taşıyarak askerleri savaşmaya ateşlemiştir. Yine aynı zamanda 1812′deki çarpışmalarda Rus ordusunda aktif rol oynar. Romanda Andrey hem dönemin Rus subaylarını, hem köylüye inme hareketini hem de Rusya’nın ulus devlete geçiş dönemini temsil eder.

Nataşa: Yaşadıklarından çok çabuk etkilenen bir kızdır. Moskova boyarlarından Kont Rostov’un kızıdır. Moskova hayatının değişim sürecini temsil eder. Andrey’e aşık olur. Petersburg kadınlarından farkı temiz, saf, doğal olmasıdır. Andrey’le nişanlı olduğu dönemde Kuragin’e aşık olur. Aaandrey’in yaralanması ile Nataşa’nın kişiliğinde gelişme görülür. Artık balolar, eğlenceler ve d avetler onun için önemini kaybeder. Savaş yaralılarına yardım etmeye çalışır. Petersburg kadını kimliğinden çıkar Moskova kadınına döner. Vefakar, anlayışlı, anaç bir kadın olur. Piyer’le evlenir. Andrey’in çocuğunu kendi çocuğu gibi yetiştirir.

Prenses Marya: Andrey’in kız kardeşidir. Babası tarafından katı bir eğitime tabi tutulmuştur. Her ne kadar babasının fikirlerine önem veriyormuş gibi görünse de içten içe Tanrı’ya inanır. Saf bir Moskova kadınını temsil eder. Nataşa’nın kardeşi Nikolay ile evlenir.

Blog Widget by LinkWithin

Popularity: 21% [?]

1 Star5 Stars (Puan Verilmemiş)
Loading ... Loading ...

Bu yazı 17 Temmuz 2010 tarihinde mehmetAdin tarafından Kitap İncelemeleri kategorisi altına yazılmış ve defa okunmuş.

mehmetAdin kimdir?

deneme deneme deneme

Tepki verin!

Aşağıdaki kutucuğa e-posta adresinizi girin sitemize yeni eklenen içerikten haberdar olun...

RSS okuyucu ile takip edin...

    E-mail