

<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ahududu.Net</title>
	<atom:link href="http://www.ahududu.net/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.ahududu.net</link>
	<description>Edebiyat,Kültür,Kitap</description>
	<lastBuildDate>Wed, 04 Aug 2010 07:49:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.0</generator>
		<item>
		<title></title>
		<link>http://www.ahududu.net/497/</link>
		<comments>http://www.ahududu.net/497/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 04 Aug 2010 07:46:31 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mehmetAdin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Falih Rıfkı Atay]]></category>
		<category><![CDATA[Hamide kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[Kitap özetleri]]></category>
		<category><![CDATA[zeytindağı]]></category>
		<category><![CDATA[zeytindağı kitap özeti]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahududu.net/?p=497</guid>
		<description><![CDATA[<br/>KİTABIN KONUSU: Osmanlı Devleti&#8217;nin son döneminini kaleme alan yazar, 4.Ordu Komutanı Cemal Paşa&#8217;nın yanına yaver olarak gitmiştir.Kitapta İttihat ve Terakki, Cemal Paşa, Enver Paşa ve Talat Paşa hakkında hatıralar anlatılmaktadır. Bu hatıralardan yola çıkılarak bu önemli şahsiyetler hakkında bilgiler edinilebilmektedir. KİTABININ ÖZETİ: Olaylar Filistin ve Hicaz bölgesinde geçmektedir. Zeytindağı da Kudüs&#8217;te bir dağın adıdır. Yazar, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br/><p><a class="lightbox" title="zeytindagifalihrifk1" href="http://www.ahududu.net/?attachment_id=498"><img class="aligncenter size-medium wp-image-498" title="zeytindagifalihrifk1" src="http://ahududu.net/wp-content/uploads/zeytindagifalihrifk1-193x300.jpg" alt="" width="193" height="300" /></a></p>
<p>KİTABIN KONUSU: Osmanlı Devleti&#8217;nin son döneminini kaleme alan yazar, 4.Ordu Komutanı Cemal Paşa&#8217;nın yanına yaver olarak gitmiştir.Kitapta İttihat ve Terakki, Cemal Paşa, Enver Paşa ve Talat Paşa hakkında hatıralar anlatılmaktadır. Bu hatıralardan yola çıkılarak bu önemli şahsiyetler hakkında bilgiler edinilebilmektedir.</p>
<p>KİTABININ ÖZETİ: Olaylar Filistin ve Hicaz bölgesinde geçmektedir. Zeytindağı da Kudüs&#8217;te bir dağın adıdır. Yazar, bir imparatorluğun çöküşü sırasında sahip olduğu coğrafyanın barındırdığı insanların kültür, dil, ekonomik ve sosyal yaşamlarının ne gibi roller oynadığını da tespit ediyor. Özellikle Osmanlı Devleti&#8217;nin Arapları Osmanlılaştırma politikasının başarılı olup olmadığını gözler önüne seriyor. Osmanlı Devleti&#8217;nin ümmetçilik fikri ile hareket ettiği bu coğrafyada yazarın tespitine göre ; &#8220;Osmanlı Devleti ücretsiz tarla ve sokak bekçisidir. Bu kıtaları ne sömürüleştirmiş ne de vatanlaştırmıştır.&#8221; Aynı zamanda Arap topraklarındaki milletlerin etkilendikleri Batılı devletlerin de adını veren yazara göre Kudüs&#8217;te ya da Filistin&#8217;de Hıristiyanlık diye bir mesele yoktur. Kudüs&#8217;ün hıristiyanlığı Ortadoks Petersburg, Protestan Berlin, Dinsiz Paris, Katolik Roma , Anglikan Londra&#8217;nın politik meselesidir. Kudüs&#8217;ün asıl meselesi Yahudi-Arap meselesidir yani bir avuç Yahudi ve 600 binArap vardır.<br />
Yazar Kudüs&#8217;teki halkın ekonomik durumu hakkında bilgi vermektedir. Yazar, &#8220;Yeşil koruların ve zengin villaların mutlu görünüşü altında Suriye&#8217;nin açlığını&#8221; görür. &#8220;Atılmış portakal kabukları üstüne üşüşen şiş karınlı çocuklar, ekmek artığı kemiren iskelet kadınlar &#8221; ilk defa cephe gerisindeki yoksulluğu gözler önüne serer. Ona göre &#8220;&#8230;bir tarafı alabildiğine deniz, bir tarafı alabildiğine çöl, ikisi arasında var olan ordu Halep&#8217;i, Hama&#8217;yı, Humus&#8217;u, Gerek ve Havran&#8217;ı yiyor; buğday yetiştirmeyen Lübnan ve Beyrut aç, Kudüs yarı aç&#8230;&#8221;kalıyor.<br />
Cemal Paşa&#8217;nın Medine&#8217;ye yaptığı ziyarette verilen bilgiler de çarpıcıdır. Medayin Salih İstasyonu&#8217;nda Ermeni garson ve büfe vagonu bırakılır  çünkü Medine&#8217;ye Hıristiyanların girmesi yasaktır. Buradaki türbenin kapı anahtarı uzun boylu Habeşler tarafından saklanmaktadır.<br />
Osmanlı Devleti&#8217;nin Arap kabileleri ile yaptığı ticari ilişkilerde Osmanlı kağıt paralarının kullanılmadığı, Osmanlı&#8217;nın tüm alışverişlerini altınlarla yapmak zorunda kaldığı söylenmektedir.<br />
Bu coğrafyasındaki toplulukların hangi milletleri sevdiğini yazar şöyle sıralamaktadır: Lübnanlı Hıristiyanlar Fransız dostu, Hıristiyanları sevmedikleri için müslümanlar İngiliz taraftarıdır. Beyrut Arapları Fransa, Ortadoksları ise Rus taraftarıdır. Ayrıca İttihat ve Terakki&#8217;nin Arnavut, Ermeni, Rum tüm azınlıkların milliyetçilik ve bağımsızlık hareketlerine aşırı baskıcı davranmalarının Osmanlı&#8217;ya düşmanlıkta etkili olduğu belirtilmektedir.<br />
Suriye&#8217;de hıristiyanlık,  müslümanlık; Filistin&#8217;de Araplık, Yahudilik; Hicaz&#8217;da şeriflik ve Vehabilik meseleleri Türk-Arap meselesinden yoğun durumdadır. Bu da Osmanlı&#8217;nın bu bölgedeki güçsüzlüğünü ortaya koyar.<br />
Lübnan&#8217;da bağımsız halde yaşayan Maruniler&#8217;in İslam düşmanı olmasına karşın önceleri Osmanlı&#8217;nın direktiflerini yerine getirmişler ancak zamanla Maruniler&#8217;in içindeki cihatçı sınıf tarafından müslümanlar katledilmişlerdir. Buna örnek olarak yazar, dört yıl önceki 32 bin müslüman nüfusun bulunduğu dönemde 8 bine düştüğünü söylemektedir.<br />
Filistin&#8217;deki siyonistlerin adete ayrı bir hükümet gibi davranıp kendilerine ait bayrak ve postaları olduğu ve mektuplarına kendi pullarını yapıştırdıkları yazarın sunduğu bilgilerdendir.<br />
Avrupa devletlerinin Suriye, Filistin, Hicaz işlerini Osmanlılar kadar bilmediğini söyleyen yazar Osmanlı Devleti&#8217;ni &#8220;Trakya&#8217;dan Erzurum&#8217;a doğru koca gövdesinş yan yatırmış; memelerini sömürge ve miliyetlerin  ağzına teslim etmiş sütü kanı ile karışık emilen bir sağmal&#8221;a benzetmektedir. 4.Ordu Komutanı Cemal Paşa&#8217;yı da Mısır&#8217;a çıktığında Kudüs&#8217;te, Lübnan&#8217;da, Şam&#8217;da, Beyrut&#8217;ta ve Halep&#8217;te işgal ordusu komutanına benzetiyor. Osmanlı&#8217;nın bu bölgedeki imar faaliyetleri üzerinde de durulur.<br />
Arabistan ve Irak çöllerinde yaşayan yarı bağımsız şeyhlikler ve emirlikler çadır devleti olarak tanımlanmış, bu çadır devletlerin her ne kadar taraflı davransalar bile Osmanlı&#8217;nın  para ve hediyelerle bu bölgede işlerini yürütebildiği yazar tarafından belirtilmektedir.<br />
KİTAPTAKİ  ÖNEMLİ KİŞİLER<br />
CEMAL PAŞA: Suriye, Hicaz ve Filistin bölgesinde 4. Ordu&#8217;nun komutanıdır. Bulunduğu bölgede ümmetçilik hayallerine devan etmekte, bulunduğu bölgeyi imar çalışmalarında bulunmaktadır. Bir dönem bahriye Nazırlığı da yepmıştır.Cemal Paşa&#8217;ya göre 1914&#8242;te Suriye ve Filistin&#8217;i Osmalılaştırabileceğine hiç şüphe yoktur. Bütün çalışmalrı da bu yöndedir. Bu bölge Cemal Paşa&#8217;nın adamları ve karşırlerı diye ayrılmaktadır. Cemal Paşa yönettiği coğrafyada önemli bir nüfuz sahibidir. Bunun yanı sıra Cemal Paşa üzerine efsaneler de vardır. Suriye&#8217;deki bir efsaneye göre eğer Cemal Paşa birisi ile görüştüğü zaman burnunu kaşıyorsa sürgün, sakalını sıvazlıyorsa affedip affetmeyeceğini düşünüyordur. Ancak bıyık buruyorsa görüşmenin sonu ölüme gidebilir.Cemal Paşa&#8217;nın öneml bir kusuru vardır. Bu da gösteriştir. Enver Paşa&#8217;nın kendisine verilen feriklik sırmasını Osmanlı&#8217;ya telgraf çekip Cemal Paşa&#8217;ya vermesi bunun göstergelerinden biridir. Yazar. O dönemde Cemal Paşa&#8217;nın Suriye Hidivliği ile devletten ayrılacağı söylentilerinin İstanbul&#8217;a iletilmiş olduğunu ancak bunun yalandan ibaret olduğunu söylemektedir.Cemal Paşa,  Ermeniler&#8217;in  göç ettirilmesi sırasında onları korumuş ancak Cemal Paşa&#8217;nın ölümü Ermenilerin elinden olmuştur(1922).<br />
ENVER PAŞA: Dönemin Harbiye Nazırıdır. Ittihat ve Terakki&#8217;nin önemli adamlarındandır. Turancılık fikirleri güçlüdür. Enver Paşa&#8217;nın Alman hayranı olması kitapta ilginç bir şekilde benzetilmektedir. Almanlar savaş sırasında Türkiye&#8217;ye &#8220;Enverland&#8221; adını vermektedirler. Hayranlığının nedeni olarak da Berlin&#8217;de ateşi militer olması ve Almancasının Fransızcasına göre güçlü olmasıdır. Yazara göre, Harbiye Nazırı Enver Paşa yerine Cemal Paşa olsaydı 1. Dünya Savaşı&#8217;na girmez ve batmazdık. Enver Paşa&#8217;nın kızdığı kişileri sürgüne özellikle çöllere sürgüne gönderdiği söylenmekte buna örnek olarak da Şeyh Esad olayı kitapta geçmektedir. Falih Rıfkı&#8217;ya göre Enver Paşa, Cemal Paşa ve Talat Paşa birbirine zıt değillerdir, birlikte hareket ederler. Ancak İttihat ve Terakki içinde sözü geçen adamın &#8220;adam&#8221; sıfatıyla nitelendirilmektedir. Bu dönemde İttihat ve Terakki içinde Cemal Paşa&#8217;nın adamı, Enver Paşa&#8217;nın adamı, Talat Paşa&#8217;nın adamı gibi etiketlemeler vardır. Enver Paşa disipline büyük önem verir. 1914 yıllarınad İstanbul&#8217;un havasının Enver ile kaplı, onunla aydınlık, onunla kapalı olduğunu, Kutsal Savaş, askerlil sorumluluğu ve orduda baskının arttığı hatta işin o kadar ileriye gittiği bıyığını kasen bir zabitin merkez kumandanlığında dövüldüğü söylenir. Burada Enver Paşa&#8217;nın ordu üzerindeki nüfuzu ve siyasi kararlardaki gücü ortaya konmaktadır.<br />
TALAT PAŞA: Dönemin Dahiliye Nazırıdır. İttihat ve Terakkinin önemli adamlarındandır. Cemal Paşa ve Talat Paşa arasında büyük bir sürtüşme vardır.</p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.ahududu.net/?p=497&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_497" class="akst_share_link" rel="nofollow">Paylaş</a>
</p><img src="http://ahududu.net/?ak_action=api_record_view&id=497&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahududu.net/497/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kozmopolit Sokakların Habil Yürekli Çocukları</title>
		<link>http://www.ahududu.net/kozmopolit-sokaklarin-habil-yurekli-cocuklari/</link>
		<comments>http://www.ahududu.net/kozmopolit-sokaklarin-habil-yurekli-cocuklari/#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 20 Jul 2010 17:59:30 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mehmetAdin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Fotoğrafların Hikayesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kozmopolit Sokakların Habil Yürekli Çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[mehmet adın]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahududu.net/?p=489</guid>
		<description><![CDATA[<br/>Çocukluğumun geçtiği Antakya&#8217;nın kozmopolit, dar ara sokakları, iki tip insan olduğunu bildiğimiz yıllardı o zamanlar. Birisi erkek birisi kız&#8230; Ayrımcılık, ırkçılık, sen busun ben buyum daha levhamıza yazılmamıştı. Daha ne haçlı seferleri vardı ne de kavimler göçmüştü zihnimizde. Biz kozmopolit sokaklarda Âdem- Havva hikâyesiyle büyüdük, ama bizim hikâyede ne Habil vardı ne Kabil, kardeş cinayetiyle [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br/><p><img class="aligncenter" src="http://2.bp.blogspot.com/_Cdp4wfuLrB4/TEXBUljMGTI/AAAAAAAAAqo/PPj1drFM2hg/s1600/DSC_0108.JPG" alt="hatay resimleri, antakya resimleri" width="320" height="370" /></p>
<p><a href="http://2.bp.blogspot.com/_Cdp4wfuLrB4/TEXBUljMGTI/AAAAAAAAAqo/PPj1drFM2hg/s1600/DSC_0108.JPG"> </a></p>
<p>Çocukluğumun   geçtiği Antakya&#8217;nın kozmopolit,  dar ara sokakları, iki tip insan   olduğunu bildiğimiz yıllardı o zamanlar. Birisi erkek birisi kız&#8230;  Ayrımcılık, ırkçılık, sen busun ben buyum daha levhamıza yazılmamıştı.   Daha ne haçlı seferleri vardı ne de kavimler göçmüştü zihnimizde.</p>
<p>Biz  kozmopolit sokaklarda Âdem- Havva hikâyesiyle  büyüdük, ama bizim  hikâyede ne Habil vardı ne Kabil, kardeş cinayetiyle  bulanmamıştı saf  zihnimiz. Biz bilmesek de Habil yürekliydik o  dönemlerde. Âdem hatırana  kardeştik herkesle. Bu yüzden dokunmazdı  kimselere kötülüğümüz, can  acısa canımızın yandığı o dönemlerdi.</p>
<p>Biz küçükken bu  mahallede  öğrendik tevhidi, bir kulağımıza camiden ezan okunurdu diğer  kulağımıza  kiliseden yükselen çan, tevhid içinde büyüdük ikisinde de  tek bir  yaradanı andık, yaradan bir, inanç bir, inanılan bir, bine  kadar her  şeyi birledik ama ırk diye bir şey bilmezdik.,</p>
<p>Antakya  koskoca  uçsuz bucaksız bir diyar sanırdık, bir dünya var onun üstünde  de bir  Antakya, kalabalık gelirdi şimdi gezdiğimiz ıssız sokaklar. O  kalabalık  olduğunu sandığımız sokaklarda pek ayrılıklar yaşanmazdı,  herşey sabitti  yaşlanmak,tükenmek yoktu, ayrılıklar olsa bile ölümden  olurdu. Ama  ölümler pek canımızı acıtmazdı, çünkü her ölen melek  olduğunu bilirdik o  Habil ufkumuzla. Kabile daha yer yoktu  senaryomuzda. Cehenneme sadece  kötüler girerdi. Kötüden kastımız sadece  annenin sözünü tutmazsan  giderdin cehenneme, bundan başka kötülüğümüz  yoktu millete.</p>
<p>Mahallede  kapılar  kapanmazdı gönlümüz gibi ev kapılarımızda açık kalırdı yersiz  yurtsuza.  Ne de olsa Tanrı misafiriydi sonuçta. Hiç korkmazdık  insanlardan dedim  ya kabil yoktu daha senaryomuzda.</p>
<p>Ve Kabil  yürekliler girdi senaryo ya  hiçbir şey eskisi gibi olmadı. Kabil’i  tanıyınca Habil’i de bildim.  Meğersem kardeş kavgası varmışta  anlatılmamış bizlere. Kabil Habil’i  öldürmüş de yaşatmışız bilmeden  içimizde…</p>
<p><span style="color: #ff0000;">Mehmet Adın</span></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.ahududu.net/?p=489&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_489" class="akst_share_link" rel="nofollow">Paylaş</a>
</p><img src="http://ahududu.net/?ak_action=api_record_view&id=489&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahududu.net/kozmopolit-sokaklarin-habil-yurekli-cocuklari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sabahlar küsmüş leyli geceye</title>
		<link>http://www.ahududu.net/sabahlar-kusmus-leyli-geceye/</link>
		<comments>http://www.ahududu.net/sabahlar-kusmus-leyli-geceye/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 10:37:35 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mehmetAdin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Şiir]]></category>
		<category><![CDATA[Nev Niyaz]]></category>
		<category><![CDATA[Sabahlar küsmüş leyli geceye]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahududu.net/?p=473</guid>
		<description><![CDATA[<br/>Sabahlar küsmüş leyli geceye Yollarım dönmüş bir bilmeceye Uzatsan ellerini bahar türküleriyle Sürgün olan gönül döner deliye&#8230; Tebessüm etsen bir dem garip ahıma.. Ne Güneşler doğar karanlık bahtıma.. Alsan bu gedanı da huzur yurduna, Kalır mı senden hoş bir sada yarınıma? Ağlıyorum, ağladıkça feryad ile batıyorum. Tevbesiz günahlar döktükçe utanıyorum.. Gelmez mi vuslat fermanım ötelerden? [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br/><p style="text-align: center;"><a class="lightbox" title="15018_108667339153362_100000302890478_151062_2597243_n" href="http://www.ahududu.net/?attachment_id=474"><img class="aligncenter size-medium wp-image-474" title="15018_108667339153362_100000302890478_151062_2597243_n" src="http://ahududu.net/wp-content/uploads/15018_108667339153362_100000302890478_151062_2597243_n-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></a></p>
<p style="text-align: center;">Sabahlar küsmüş leyli geceye<br />
Yollarım dönmüş bir bilmeceye<br />
Uzatsan ellerini bahar türküleriyle<br />
Sürgün olan gönül döner deliye&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">Tebessüm etsen bir dem garip ahıma..<br />
Ne Güneşler doğar karanlık bahtıma..<br />
Alsan bu gedanı da huzur yurduna,<br />
Kalır mı senden hoş bir sada yarınıma?</p>
<p style="text-align: center;">Ağlıyorum, ağladıkça feryad ile batıyorum.<br />
Tevbesiz günahlar döktükçe utanıyorum..<br />
Gelmez mi vuslat fermanım ötelerden?<br />
Ne yana dönsem hicranınla yanıyorum..</p>
<p style="text-align: center;">Süleymaniye senden almıştır heybetini,<br />
Sultanahmet ise tevazu ve dinginliğini..<br />
Asırları aşıp gelen engin derinliğiyle,<br />
Ayasofya senden almıştır inceliğini..</p>
<p style="text-align: center;">Ey güzel sevgili!Canımın canı efendi<br />
Güzel,Seni görmekle güzel ve sevimli<br />
Seni bilmeyen olur mu şu alemde ali<br />
Ve Seni bilen nasıl bilmez kendini..</p>
<p style="text-align: center;">Ey güle kokusunu veren can, gül-i ranam<br />
Güneş ve ay cemalini görmekle füruzan<br />
Alemler meşke gelir nur-u aşkınla her an<br />
Bu biçare bendene vuslat vakti ne zaman&#8230;</p>
<p style="text-align: center;">Nazar kılsan efendim o rahşan bakışınla,<br />
Kopar ruhumda tufanlar o anın şavkıyla.<br />
Kainat bir noktadır o mübarek avucunda,<br />
Günahlarım dökülür hicabından saygıyla.</p>
<p style="text-align: center;">Gurbetine taş olsa dayanmaz Şah-ı Levlakım,<br />
Vuslat bülbüllerin ötmez mi, fakirine Sultanım?<br />
Sen ki Hasretim, Sen ki Visalimsin ey yandığım,<br />
Ferman çıkmaz mı gül gönlünden, gül edalım?</p>
<p style="text-align: center;">Şah-ı levlakım! Ferman buyur da huzuruna varayım.<br />
Sen ki rahmette ince bir mizansın, kurbanın olayım!<br />
Ömür üç gündü, ikisi gitti! Son dem de Senle dolayım.<br />
Kapanırken gözlerim bu aleme, ötelere Senle açayım..</p>
<p style="text-align: center;">Ey canımın Canı Canan! Bitsin bu gurbet-i zaman!..<br />
Bülbüller okusun en güzel salaları dört bir yandan..<br />
Sana geliyorum Gül-i Sultan, yareme merhem kılsan<br />
Alsan gayrı huzuru pakine ve kalsam ebede dek öyle&#8230;</p>
<p style="text-align: center;"><em>Nev Niyaz</em></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.ahududu.net/?p=473&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_473" class="akst_share_link" rel="nofollow">Paylaş</a>
</p><img src="http://ahududu.net/?ak_action=api_record_view&id=473&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahududu.net/sabahlar-kusmus-leyli-geceye/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Bir Yanı Çocuk Kalanları Affetsen</title>
		<link>http://www.ahududu.net/bir-yani-cocuk-kalanlari-affetsen/</link>
		<comments>http://www.ahududu.net/bir-yani-cocuk-kalanlari-affetsen/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 10:30:03 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mehmetAdin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Bir Yanı Çocuk Kalanları Affetsen]]></category>
		<category><![CDATA[şafak türker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahududu.net/?p=469</guid>
		<description><![CDATA[<br/>Sesin ritminde hıçkırıklar. Şimdi odamda ben, benim içimde pişmanlık var! Gözlerime dolan yaşlar; süzülmeyeli çoktandır, akmayı unutmuşlar. Ne kadar uzaklaşsam da ayrılır mıyım sanıyordum kendimden..? Ayrılık yok derinden..! Çünkü ben değilim ben! Bende ki ben, Sen..! Hala ben diyorsam ben, aah bendeyim hala ben.. ~ Bir nasırlı elim var Sana açılmaktan başka işe yaramayan. Kalbim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br/><p><a class="lightbox"  title ="dokunma____by_fde7" href="http://www.ahududu.net/?attachment_id=470"><img src="http://ahududu.net/wp-content/uploads/dokunma____by_fde7-185x300.jpg" alt="" title="dokunma____by_fde7" width="185" height="300" class="aligncenter size-medium wp-image-470" /></a><br />
Sesin ritminde hıçkırıklar. Şimdi odamda ben, benim içimde pişmanlık var! Gözlerime dolan yaşlar; süzülmeyeli çoktandır, akmayı unutmuşlar. Ne kadar uzaklaşsam da ayrılır mıyım sanıyordum kendimden..? Ayrılık yok derinden..! Çünkü ben değilim ben! Bende ki ben, Sen..! Hala ben diyorsam ben, aah bendeyim hala ben..</p>
<p>~</p>
<p>Bir nasırlı elim var Sana açılmaktan başka işe yaramayan. Kalbim kime kırık olsun kendimden başka? Boynum kime eğik olsun Sen&#8217;den başka? Ya kim medet verir, kim siler ya yaşları? Pişmanlığımı seslendi bu hüzün nağmesi, dolsun ruhuma hazin sesi..</p>
<p>~</p>
<p>Kimse Yar olmaz.. Yaremi sarmaz.. Halimi sormaz.. El uzatmaz.. Bu yalnızlık.. Çünkü Sen varsın! Varsan eğer, olmaz olsun gayr.. Varsan yalnızlığıma sonsun..</p>
<p>~</p>
<p>Yinede büyümeyi değil çocuk kalabilmeyi isterdim. Hep çocuk.. Masum olmadığımı anladım çok kez.. Çocuk olmadığımı anladım o kez. Şimdilerde bir bebekler, bir de ihtiyarlar yüreğimin bam teline dokunur oldu.. Ortasındayım ömrün; yolculuktayım. Yokluktan gelen günahların varlığa dönüşmesine bakmaktayım. Var olmalarına sebeb olunca manevi cehennemlerde kalmaktayım. </p>
<p>~</p>
<p>Masum değilim ben, kusur benden<br />
Bağışlamak Senden<br />
Ey günahları Affeden<br />
Bir yanı çocuk kalanları affetsen<br />
Merhamet şanındandır,<br />
Beni affet Sen..!</p>
<p><em>Şafak Türker<br />
« Türabi «</p>
<p>üç/ağustos/2 sıfır sıfır 9</em></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.ahududu.net/?p=469&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_469" class="akst_share_link" rel="nofollow">Paylaş</a>
</p><img src="http://ahududu.net/?ak_action=api_record_view&id=469&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahududu.net/bir-yani-cocuk-kalanlari-affetsen/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Beden Evine Sürülen Renkli Boyalar, Ruhumuzu Karalar!</title>
		<link>http://www.ahududu.net/beden-evine-surulen-renkli-boyalar-ruhumuzu-karalar/</link>
		<comments>http://www.ahududu.net/beden-evine-surulen-renkli-boyalar-ruhumuzu-karalar/#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 19 Jul 2010 10:16:38 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mehmetAdin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Deneme]]></category>
		<category><![CDATA[Beden Evine Sürülen Renkli Boyalar]]></category>
		<category><![CDATA[Ruhumuzu Karalar]]></category>
		<category><![CDATA[şafak türker]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahududu.net/?p=463</guid>
		<description><![CDATA[<br/>Bir harf hatası.. &#8220;Yaptıklarım&#8221; yazarken, farkında değilim; &#8220;y&#8221; harfi yerine &#8220;t&#8221; yazınca &#8220;taptıklarım&#8221; yazmışım. Rastlantıya inanmıyorum. Ne manaya geldiğini düşündüm.. Tam da fanatik bir biçimde dinlediğim, şarkının sözlerini yazarken yaptım harf yanlışını.. Haşa! Tapmıyoruz Allah&#8217;tan gayrısına! Lakin bir kalpte ne kadar çok yabancı var.. Dinlediğim müziğin benim gözümde ki büyüklüğünü anlamaları için, benim tarafımdan bakmaları [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br/><p><a class="lightbox" title="86918354fu7" href="http://www.ahududu.net/?attachment_id=464"><img class="aligncenter size-medium wp-image-464" title="86918354fu7" src="http://ahududu.net/wp-content/uploads/86918354fu7-225x300.jpg" alt="" width="225" height="300" /></a></p>
<p><em>Bir harf hatası..</em></p>
<p>&#8220;Yaptıklarım&#8221;  yazarken, farkında değilim; &#8220;y&#8221; harfi yerine &#8220;t&#8221; yazınca &#8220;taptıklarım&#8221; yazmışım. Rastlantıya inanmıyorum. Ne manaya geldiğini düşündüm.. Tam da fanatik bir biçimde dinlediğim, şarkının sözlerini yazarken yaptım harf yanlışını.. Haşa! Tapmıyoruz Allah&#8217;tan gayrısına! Lakin bir kalpte ne kadar çok yabancı var.. Dinlediğim müziğin benim gözümde ki büyüklüğünü anlamaları için, benim tarafımdan bakmaları gerek.. Tabirde hata olmasın, çok şeyi kutsileştiriyoruz içimizde farkında olmadan. İnsanlar hep mi böyleydi; tarafgirlik damarı bizim alternatifimizi hızla yükseltiyor gözümüzde.</p>
<p>Sevdiğimiz insan, bir sanatçı, makam, mal, nam, para vs.. bazen birden, bazen zamanla odak noktamız oluyor.. Allah muhafaza, kıblemiz!  Günde beş vakit secdedeyiz, Rabbimiz bir. Lakin secdeler çoğaldı fark etmiyoruz. Fark etmiyoruz çünkü alnımız içeriden değiyor secdeye.. Sinsice.. Öyleyse içeriden başlamalı tasfiyeye, yük olan ne varsa ruh kuşunun kanatlarına oturmuş, silkelemeli yere. Ötelerden ruha dokunuş olmuyorsa, bu yollarımızı tıkayan masivadan olmalı.. Beden evine renkli boyalar sürmekle, ruha giden yolu uzatıyor olmayalım sakın!<br />
&#8220;x&#8221; markadan başka ayakkabı giymem; &#8220;A&#8221; şarkıcı benim idolüm; koltuğuma kimseyi oturtmam, aman kıyafetim pot durmasın; ben mükemmelliyetçiyim;&lt;&lt;(yeni akım), bu akşam Yaprak Dökümü var kesinlikle kaçmasın; çıldırın, çıldırın cimbom için çıldırın&#8230;. İstekler, vazgeçilmezler, şikayetler&#8230;. Giysiler, takılar, araba, ev, dükkan, banka hesapları.. Gözler bir fal taşı gibi açılır, bir hırsa kısılır. Eskiden &#8220;Derin ol, sığ görün&#8221; sözünü çok severdim. Şimdi de seviyorum.. Sonra bakıyorum, sahiden hepimiz derinlerdeyiz.. Biz herşeyi biliyoruz, söze gelince mangalda kül kalmayınca, tekrar mangala kül buluyoruz.. Çünkü daha anlatacak çok şey var, ol/a/madığımız halimize dair..<br />
Deriniz fakat çamurda, sığ olduğumuz mana.. Tam tersinde görüyoruz kendimizi; hakikatte sığ olup, derin göründüğümüzü bilmiyoruz.</p>
<p>Çok yediğimizde nasıl midemiz yanıyor, hararet basıyor. Şu kalpceğizimiz ne yapsın bu kadar malayani dolu içinde.. Yandım dersen rahmet yağmurları da vardır elbet. Ayrıca temizlik bazen suyla olmazmış, öyleyse yakmalı içimizdekileri.. Ateşe kendin vereceksin kendini, eşkıyalar sarmadan gönül evini! Ya yanacaksın, ya yanıp yakılacaksın! Ama nereye ulaşacaksın, O&#8217;nun rahmeti olmasa?!</p>
<p>Son Söz:</p>
<p>Rüzgar tohumları taşır; ilahi rüzgarların getirdiği tohumlar düşsün toprağımıza.. Kurak toprakta yetişmez şecere! Bilmeyiz, rüzgar esmede.. Düşen tohumları çürütüp, kahrolmayalım! Işığımız iman, gözyaşıyla sulayalım &#8220;Gözyaşı Hak rahmetinin insan gözünden damla damla akmasıdır.&#8221;  rahmetin aktığı Kadir Gecemiz Mübarek olsun!</p>
<p><em>Şafak Türker</em></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.ahududu.net/?p=463&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_463" class="akst_share_link" rel="nofollow">Paylaş</a>
</p><img src="http://ahududu.net/?ak_action=api_record_view&id=463&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahududu.net/beden-evine-surulen-renkli-boyalar-ruhumuzu-karalar/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>SAVAŞ VE BARIŞ (LEV TOLSTOY)</title>
		<link>http://www.ahududu.net/savas-ve-baris-lev-tolstoy/</link>
		<comments>http://www.ahududu.net/savas-ve-baris-lev-tolstoy/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 17 Jul 2010 17:44:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>mehmetAdin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kitap İncelemeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Hamide kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[SAVAŞ VE BARIŞ]]></category>
		<category><![CDATA[SAVAŞ VE BARIŞ (LEV TOLSTOY)]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.ahududu.net/?p=453</guid>
		<description><![CDATA[<br/>Olayların geçtiği başlıca yerler Petersburg ve Moskova&#8217;dır. Petersburg dönemin Rusya&#8217;sının modern yüzünü temsil eder. Moskova ise klasik Rusya&#8217;yı temsil eder. Buradaki aristokrat aileler genellikle birçok köye ya da geniş topraklara sahip feodal beylerdir.bunlara &#8220;boyar&#8221; denilmektedir. Roman, Petersburg ve Moskova&#8217;daki üst tabaka insanların yaşamlarını anlatmaktadır. Bu arada 1804&#8242;te başlayan Rusya-Fransa savaşları, ardından yapılan Tilsit Görüşmesi ( [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<br/><p><a class="lightbox" title="91390_2" href="http://www.ahududu.net/?attachment_id=454"><img class="aligncenter size-medium wp-image-454" title="91390_2" src="http://ahududu.net/wp-content/uploads/91390_2-207x300.jpg" alt="" width="207" height="300" /></a><strong><br />
Olayların geçtiği başlıca yerler Petersburg ve Moskova&#8217;dır. Petersburg dönemin Rusya&#8217;sının modern yüzünü temsil eder. Moskova ise klasik Rusya&#8217;yı temsil eder. Buradaki aristokrat aileler genellikle birçok köye ya da geniş topraklara sahip feodal beylerdir.bunlara &#8220;boyar&#8221; denilmektedir.<br />
Roman, Petersburg ve Moskova&#8217;daki üst tabaka insanların yaşamlarını anlatmaktadır. Bu arada 1804&#8242;te başlayan Rusya-Fransa savaşları, ardından yapılan Tilsit Görüşmesi ( 9 Temmuz 1807), 1812 Rusya-Fransa savaşi, Napolyon&#8217;un Moskova&#8217;yı işgali de roman içinde konu edilmektedir.<br />
Dönemin imparatoru Çar I. Aleksander, modernleşme hareketlerini  planlamaya çalışmıştır.</strong></p>
<p><strong> Savaş ve Barış Üzerine<br />
Tolstoy,birçok hayat hikayesi ve olay üzerinden bizi dönemin aile hayatına, barış ortamına, toplumsal ilişkilerine olduğu kadar askerlik dünyasına, kışlalara ve savaşa götürür. Savaş ve Barış, sadece napolyon ordusu ile Rusya&#8217;nın giriştiği ölüm kalım savaşını yansıtmaz. 19. yüzyılın başlarındaki barış döneminin ardından gelen belli başlı savaşların yanı sıra insan hayatını büyük oranda etkileyen  savaş ve barış kavramları insan hayatının iki uç noktası gibi kendisini gösterir. Yazar olayları 1805&#8242;te başlatır. Kitabın İlk başlığı 1805 Yılı&#8217;dır. Bubaşlığın altına da Petersburg&#8217;ta-Moskova&#8217;da-Köyde- Savaş alt başlığını koymuştur. Bu da bize olayların geçtiği yerleri işaret eder. Savaş ve barış kavramları birbirlerini tamamlamakta ve tanımlamaktadırlar. Bu ilişkide savaş, tanrısal bir olguyu, gerçek durumu ve şartları belirlerken barış ise doğal bir durum olmayıp insanların arzularını, temannilerini ve savaşlar arası geçici bir durumu temsil eder.<br />
Bu roman Tolstoy&#8217;un tarih tezini ortaya koymaktadır. Tolstoy&#8217;un tarih-toplum hakkındaki tartışmaları, Napolyon hakkındaki görüşleri, olay örgüsündeki analizi de sergiler. Ayrıca Tolstoy 1812 savaş tablosunu çizerken Borodino Muharebeleri&#8217;ni incekemiş ve romanın baş kahramanını bu olaydan seçmiştir (Andrey). Savaşlar sırasında bireylerin rollerinden çok savaşın seyrinde çeşitli türden binlerce nedenin etkili olabileceğini gösterir. Savaş ve Barış, sadece Rus halkının Fransız ihtilalcilere karşı verdiği kahramanlık mücadelesinin romanı değildir. Tolstoy kandi ulusunu, yaşadığı toplumu körü körüne anlatmamış olayları tüm gerçekliğiyle ortaya koymuştur.<br />
Tolstoy&#8217;un Savaş ve Barış&#8217;ı Rus geleneklerini anlatan Avrupai anlamada bir roman değildir. Fikirlerin test edildiği bir laboratuvar, sembolik düşünmeyi gerektiren şiirsel bir yapıttır. Romandaki gerçek özne Rusya&#8217;dır. Asıl Rusya neresidir? Petersburg mu, Moskova mı? Tamamen iki farklı dünyanın karşılaşması bulunur: Üst sınıfın Avrupai kültürü ve ve köylü sınıfının Rus kültürü. 1812 Savaşı,  bu iki sınıfın ulusal bir oluşum içinde birlikte hareket ettikleri ilk andır. Serflerin vatansever ruhu ile kıpırdanan Nataşa&#8217;nın kuşağının aristokratları, kendi topluluklarının yabancı geleneklerinden kopup &#8220;Rus&#8221; prensiplerine dayalı bir yurttaşlık duygusu arayışına girerler. Fransızca konuşmaya bırakıp kendi dillerini kullanmaya başlarlar, adetlerini ve kıyafetlerini, yeme alışkanlıklarını ve iç dekorasyon zevklerini Ruslaştırırlar. Sıradan insana ulaşmak ve onu eğitmek amacıyla taşraya giderler ve Petersburg&#8217;un kültürünü reddedip mülklerini köylülerle birlikte sade ve daha Rus bir hayat sürme anlayışını gündeme getirirler.<br />
Romandaki savaş kavramı hayatın en uç olağandışı durum olduğunu, kırsal köylüye bakışını, feodal çarlık dönemini, gelişen kapitalist ilişkiyi, insanın kendi değerlerini terk edip yabancılaşmaya başladıkları hayat ilişkilerini yalan ve gerçeğin çarpıştığı kavram olarak gösterilir. Kırsalın köyü (Moskova hayatı), dingin yapısı devamını korurken Petersburg hayatı kendi katı çerçevesi içinde yetişen yeni aristokratların mekanı olarak devam etmektedir. Barış ise, doğal hayatın huzurlu yanını temsil eder (Nataşa).</strong></p>
<p><strong> Romandaki Olay Örgüsü:<br />
-Piyer&#8217;in babasının ölmesi,<br />
-Savaşın başlaması,<br />
-Piyer&#8217;in Helen&#8217;le evlenmesi,<br />
-Andrey&#8217;in esir düşmesi,<br />
-Piyer&#8217;in Dolokofla Düellosu,<br />
-Andrey&#8217;in dönüşü ve Liza&#8217;nın ölümü,<br />
-Piyer&#8217;in tekrar Helen&#8217;le birleşmesi,<br />
-Andrey&#8217;in Nataşa&#8217;ya aşık olması,<br />
-Nataşa&#8217;nın Anatol Kuragin&#8217;e aşık olması,<br />
-Tekrar savaşın başlaması,<br />
-Moskova&#8217;nın İşgali,<br />
-Piyer&#8217;in esir düşmesi,<br />
-Andrey&#8217;in ölümü,<br />
-Nataşa ve Piyer&#8217;in evlenmesi,<br />
-Nikola ve Marya&#8217;nın evlenmesi.</strong></p>
<p><strong> Romandaki Başlıca Kişiler ve Özellikleri:</strong></p>
<p><strong> Piyer: Roamanın başlangıcında çekingen, tutuk, ne yapacağına karar veremeyen ancak Napolyon&#8217;un Fransa&#8217;da yaptığı reformlara ilgi duyan ve destekleyen, Petersburg&#8217; ta katıldığı eğlence toplantılarında bu görüşlerini açıkça dile getirmesinden dolayı Çar yönetimine sadık olan aristokratlar tarafından tepki gören genç, iri yapılı, yakışıklı biridir. Babası Prens Bezukov&#8217;dur. Bezukov, Katerina döneminin önemli generali ve Rusya&#8217;nın sayılı zenginlerindendir. Piyer, Bezukov&#8217;un gayrimeşru oğludur. Bezukov oğlunu Fransa eğitiminden sonra Petersburg&#8217;a gönderip ne yapacağına dair karar vermesini istemektedir. Bu nedenle romanın ilk bölümlerinde Piyer&#8217;de kararsızlık vardır.babasının ölümünden sonra Prens Vasily&#8217;nin kızı Helen&#8217;le evlendirirlir. Babasının büyük mirası ona kalmıştır. Olay örgüsünde Napolyon&#8217;un Moskova&#8217;ya girişine kadar eğlence, gece hayatına düşkün biri olarak yer alır, Helen&#8217;le evlendikten sonra hayattan tat almayan bir kişiliğe bürünmüştür. Gayesizdir. Moskova&#8217;nın işgaliyle birlikte  Piyer&#8217;de gözle görülür bir değişme görülür. Artık amacı Napolyon belasından Moskova&#8217;yı kurtarmaktır. Bu nedenle Napolyon&#8217;a suikast girişiminde bulunacaktır. Napolyon&#8217;u öldürmeye gideceği gün yanmış Moskova sokaklarında yürürken yangının ortasından bir çocuğu kurtarır. Bu olaydan sonra Fransızlar&#8217;a esir düşer. Esareti sırasında tanıştığı bir Kazak köylü ona Rusya&#8217;nın halk hikayelerinden anlatır. Bu, Piyer&#8217;in geleneksel Rusya&#8217;ya dönüşünün başlangıcıdır. Esareti sırasında eşi helen ölür. Dönüşünde Nataşa&#8217;yla karşılaşır. Piyer&#8217;deki değişiklik çevresindekiler tarafından da farkedilir. Tolstoy&#8217;un Piyer&#8217;de göstermek istediği modern Rusya yanlısı aristokrat zümrenin kendi geleneksel yapısına dönüşüdür.</strong></p>
<p><strong> Andrey: Orta boylu, cesur ve akıllı bir askerdir.Prens Balkonski&#8217;nin oğludur. Kont Balkonski General Potemkin&#8217;in önemli askerlerindendir. Andrey babasından disiplinli bir eğitim almıştır. Babası eğitim konusunda bilisel yaklaşıma önem vermektedir. Romanın başlangıcında Andrey, Petersburg&#8217;ta ünlü bir subaydır. Prenses Liza ile evlidir. Prenses Liza Petersburg&#8217;ta güzelliğiyle ünlü bir kadındır. Andrey yaşadığı hayattan memnun değildir. Herkes ona imrendiği halde o, evlilğin onu kısıtladığını düşünmektedir. Napolyon devrimleriyle ilgilenmekte ve Napolyon&#8217;u takdir etmektedir. Her ne kadar asker de olsa ne için savaştığı konusunda fikri yoktur. 1804&#8242;te Fransız-Rus savaşlarında Lisi-Gori mevkiinde savaşa katılır. Başkomutan Kutuzov&#8217;dur ve yaverliğini yapar. Çarpışmalarda yaralanır ve savaş meydanında Napolyon ile karşılaşır. Napolyon onu ölü zanneder ve görüntüsünü &#8220;ne güzel bir ölüm&#8221; diye tanımlar. Esir düşer. Eşi Liza&#8217;nın doğumu sırasında geri döner. Liza doğumda öldükten sonra babasının işlerini yürütmeye başlar. Bu sırada Rostov&#8217;un kızı Nataşa ie tanışır ve aşık olur. Nataşa&#8217;nın güzelliği değil içtenliği, sadeliği, zarafeti onu etkiler. Onunla nişanlanır ancak babası bir yıl evlenmeme şartı koyar. Bu sırada Nataşa Anatol Kuragin&#8217;e aşık olur. Onunla kaçmaya çalışırken yakalanır. Andrey&#8217;den ayrılır. Andrey savaşa katılır(1812 Napolyon&#8217;un Moskova seferi). Savaşta yaralanır, Nataşa ile karşılaşır, onu affeder ve ölür. Andrey&#8217;in kişiliğini üçe ayırabiliriz: Birincisinde kendini kapana kısılmış, amaçsız, hayattan zevk almayan bir kişi olarak sergileniyor. Ikinci dönemde hayatı farklı yorumlayan aşık, sakin, tedbirli bir kişilik gösterir. Üçüncüsünde ise artık yaraların verdiği aızdırapla hem yaşama isteğiyle dolu hem de sonunu kabullenmiş, artık Tanrı&#8217;ya inanan bir Andrey vardır. 1804 çarpışmaları sırasında savaşın kritik bir anında sancağı taşıyarak askerleri savaşmaya ateşlemiştir. Yine aynı zamanda 1812&#8242;deki çarpışmalarda Rus ordusunda aktif rol oynar. Romanda Andrey hem dönemin Rus subaylarını, hem köylüye inme hareketini hem de Rusya&#8217;nın ulus devlete geçiş dönemini temsil eder.</strong></p>
<p><strong> Nataşa: Yaşadıklarından çok çabuk etkilenen bir kızdır. Moskova boyarlarından Kont Rostov&#8217;un kızıdır. Moskova hayatının değişim sürecini temsil eder. Andrey&#8217;e aşık olur. Petersburg kadınlarından farkı temiz, saf, doğal olmasıdır. Andrey&#8217;le nişanlı olduğu dönemde Kuragin&#8217;e aşık olur. Aaandrey&#8217;in yaralanması ile Nataşa&#8217;nın kişiliğinde gelişme görülür. Artık balolar, eğlenceler ve d avetler onun için önemini kaybeder. Savaş yaralılarına yardım etmeye çalışır. Petersburg kadını kimliğinden çıkar Moskova kadınına döner. Vefakar, anlayışlı, anaç bir kadın olur. Piyer&#8217;le evlenir. Andrey&#8217;in çocuğunu kendi çocuğu gibi yetiştirir.</strong></p>
<p><strong> Prenses Marya: Andrey&#8217;in kız kardeşidir. Babası tarafından katı bir eğitime tabi tutulmuştur.  Her ne kadar babasının fikirlerine önem veriyormuş gibi görünse de içten içe Tanrı&#8217;ya inanır. Saf bir Moskova kadınını temsil eder. Nataşa&#8217;nın kardeşi Nikolay ile evlenir.</strong></p>
<p class="akst_link"><a href="http://www.ahududu.net/?p=453&amp;akst_action=share-this"  title="Bu yazıyı arkadaşınızla paylaşın, del.icio.us gibi sosyal imleme sitelerine ekleyin." id="akst_link_453" class="akst_share_link" rel="nofollow">Paylaş</a>
</p><img src="http://ahududu.net/?ak_action=api_record_view&id=453&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.ahududu.net/savas-ve-baris-lev-tolstoy/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>
