Kapına biri gül bırakıyor tanımadığın
Trafik birden açılıyor
Köprüden geçişte para almıyor gişedeki kadın
Bi o kadar yakışıyor üstüne siyah kazağın
Menekşe tutuyor köşe başında yalnızlığın
Sarı kanaryalar hep senin için kazanıyor
Ne de güzel geliyor insana sırtından vurulması insanın
Oğlum sana bir aşk değiyor
Bi yerinden bakınca nede keyifli hayat
Bi yerinden bakınca rahat
Oğlum sana bir aşk değiyor
Bundan sonrası tufan, talan, fırtına, bora, kar
Aşık-ı mecnun sensin mecnun’un ancak adı var
Oğlum sana bir aşk değiyor
Oğlum seni bir aşk sarıyor

Bir küçücük gül ile minicik bir bülbülün devasa aşkıdır bu.Asırlardır dillenen,dilden dile söylenen kah leyla,kah mecnun…
O minicik bülbül boyuna posuna,bir lokmacık etine ,buduna bakmadan semada gezinirken öyle bir koku duymuş ki; bir anda başı dönmüş ,kolu kanadı kırılmış.Gülün rayehasına meftun olup :”acep nerden gelir bu koku” diye semadan yere imiş.Uzu bir müddet çalıların otların arasında bu güzel sahibesini aramış durmuş.Bulamayınca da yanık yanık öterek sesini duyurmaya çalışmış.
Gül uzaklardan gelen bu hoş serencamları işitmiş.O da o güzeller güzeli sesin sahibine bir anda meftun olmuş.Rayehasından olabildiğince güzel kokuları rüzgarın peşi sıra savurmuş.Bülbül rüzgarın ardı sıra gelen bu güzel kokuları takib etmiş .
(daha fazla…)
sonram..
Güzin Osmancık

Hiç olmadığı kadar karanlık ve hiç olmadığı kadar yağmurlu bir gecede Yûsuf’u hatırlayan Züleyha
çöle ve ırmağa baktı. Buhur yakma saati çoktan geçmişti tapınakların.Züleyha geçmiş zamanlara ve gelecek zamanlara baktı. Dudağının ucunda kendi hikayesine tanıdık acı bir gülümseme vardı.
Duy
dedi Züleyha
duy beni ey gelecek zaman
duy beni yazılmış ve yazılacak olan bütün hikayelerin kadın kahramanları.
Bütün o yaşanmış ve yazılmış olan
bütün o yaşanmamış ve yazılmamış olan
hikâyelerin kadın kahramanları.
Kadınlar ve kızlar
dişil ve doğurgan
duygusal ve duyarlı olan.
Eril olmayan yani
fethetmeyi değil fethedilmeyi bekleyen kale
daima. (daha fazla…)

Senin etrafında elde edebildigim bir sey yok beladan baska
bir amacım yok aşkının yollarında kendimi kaybetmekten başka
Fuzuli




GEçmişe dair satırlar canlandı kalemimde bugün…
Çocukca saflıklarım, ve aşkın “A” hali canlandı bir kuş oldu ellerimde
Baktım ki kuş çok hasta kanatları kırık ve yara almış bir halde
Ve geçmişe baktım bugün unuttuklarıma ve hayal dediğim o sözlerime…
Ne kadar da nemrudi bir hayatım varmış…
Ne kadar da çok değişmişim bu kadar kısa bir zamanda,
Şimdi şiir yazıyorum artık,karalama yapmıyorum artık,yada öyle zanneediyorum…
İbrahimi bir gözle bakıyorum bu sözlere,mekkedeki özlemleri duyuyorum kalbimde…
Yangınlar sönmüş ama geriye pişmiş bir kalp bırakmış…
İşte bundandır içimde hissetmediğim ateş… (daha fazla…)
Sana ait olmayan, senden olmayan şeylere kalbini bağlamak, yükdür kalbe.
Bir ömür yaşamışsındır da hani, doldurmuşsundur öyle hiç düşünmeden lüzümsuz şeyleri kalbine, kalp yüklenmiştir öyle eften püften şeylerle. Yorgun, bitap düşmüştür; taşımaktan , yüklenmekten dünyanın binbir türlü derdini.
Naiftir, ince yapılıdır kalp…taşımaya gücü yeter mi sandın onca yükü!
Yok yok! Zamanı geldi işte! Dök şu kalbinin yüklerini dünyanın kucağına da.. derdin hafiflesin biraz! o nazenin kalbinin yüzü gülsün!…Bak işte nasıl da kalbin atıyor…nasıl da arıyor…kendine dost olanı…kendine yar olanı…
Kalbine iyi bak e mi!…iyi bak ki..kalp bu!…hangi yöne çevirirsen…
Nazan Bekiroğlu
Bütün aşk hikâyelerinin en unutulmaz en heyecan verici sahnesi, sevenin sevgiliye ilk baktığı andır şüphesiz. Daha doğrusu, onun yüzünü ilk gördüğü vakit. Âşıktaki içsel değişimin başladığı an, gözün sevgiliye ilk takıldığı saniye dilimidir ve aşığın bütün biyografisi, bu “ilk bakışın öncesi ve sonrası”ndan ibarettir. Kalpte ateşin yükselmesi, aklın ve sabrın ateşe düşmesi o ilk bakış ile başlar. Kılıcın kınından sıyrılması yahut okun yaydan fırlamasıdır bu. Sevgilinin yüzü kınında bir kılıç yahut sadakta bir yay gibidir; bakış onu kınından ve sadağından çıkarır.Sevgili’nin yüzümü; aşk yangınını alevlendiren ilk kıvılcımdır.
Aşığın kalbi mi, ilk bakıştan sonra suda titreyen bir mehtap.
Göz… Savaşı başlatan haberci.
Bakış… Elde olmayan kader; ilahi kaza.
Ve aşk… Kalp ile göz arasındaki kutlu bir hadise. (daha fazla…)

Şimdi hattat bana sevgini söyle.